Uzmanlarımızdan sınavlara bakış açısı

04.10.2019 - 10:15
Yorum Yap
Abdurrahman YILMAZ

Abdurrahman YILMAZ

Kimilerine göre ülkemizin acı bir gerçeği, kimilerine göre “olmazsa olmaz”ı olan ÖSYM sınavlarıyla ilgili bugün KPSS, ALES, DGS konularında alanında uzman olan değerli bir öğretmenimizi, Umut Cihan Arslan’ı bu hafta ki köşe yazımda konuk ediyor ve  ağırlıyorum.

A.Y. – Öncelikle tekrar merhaba, nasılsın hocam?

U.C.A. – Teşekkür eserim, biraz yoğun, yorgun ama mutlu ve umutlu.

A.Y. – Sevgili Umut, seninle tanışıklığımız eskilere dayanıyor ve biliyorum ki özellikle KPSS, ALES ve DGS'de yıllardır ders veriyorsun. Bu sınavlarla ilgili ne düşünüyorsun?

U.C.A. – Maalesef sınavsız olmuyor Türkiye'de. Olmalı mıolmamalı mı bu ayrı bir tartışma konusu olur tabii ki. Şimdi bu sınavları Türkçe soruları bakımından ele alırsak üçünün de ortak noktası sözel mantık ve anlam bilgisi. Kısaca bu sınavlar bireyin okuduğunu anlama, yorumlama ve bu yorumdan bir çıkarım yapabilme kabiliyetini ölçüyor. Esasında bu söylediklerim sen de çok iyi biliyorsun ki sınavlarda çıkan tüm sorular için geçerli. Senin alanın olan tarih sorularında da bu sene yorum sorularının geldiğini gördük, dolaysıyla kitap okuma alışkanlığı olmayan birinin bu sınavlarda başarılı olma şansı düşük. KPSS diğerlerinden farklı olarak ayrıca yazım kuralları, noktalama işaretleri ve dil bilgisi kurallarını da ele alıyor, bu konular ise bir temel bilgi üstüne bol pratik yapılarak öğrenilir.

A.Y. – Son zamanlarda sosyal medyada da özellikle DGS grupları için yaptığın paylaşımları görüyorum, aklına nereden geldi bu fikir?

U.C.A. – Sosyal medya aslında uzak olduğum bir dünyaydı ama öğrencilerim "Muhakkak sosyal medyada olmalısınız, başkaları da faydalansın hocam.” diye diye aklımı çeldi. İyi ki de çelmişler. Biraz yorucu ama cep telefonuyla binlerce kişiye ulaşmanın da ayrı bir güzelliği var.

A.Y. – Gelen tepkilerden memnun musun?

U.C.A. – Acayip güzel.

A.Y – Peki, bir şeyi merak ediyorum. Yüzlerce kişiyle iletişim halindesin, öğrencilerde gördüğün eksilikler var mı? Ya da şöyle sorayım: Sıkıldığın, bu da sorulmaz ki dediğin durumlar yaşanıyor mu?

U.C.A. – Öncelikle eksikliğin temel sebebi okumamaktan kaynaklanıyor. Hatta öğrencilerin kaygıları okumamalarından kaynaklanıyor.

A.Y. – Mesela ne gibi?

U.C.A. – Örneğin biliyorsun yaz döneminde DGS tercih kılavuzu yayınlandı. Birçok kişi “Hocam kılavuzu okudunuz mu?” diye sordu. Soruyu soranlara “Siz okudunuz mu, ne düşünüyorsunuz?” dediğimde birçok kişiden “Ben okumadım.” yanıtını aldım. Hal böyle olunca herkes farklı yorum yapıyor ve insanların kaygısı daha da artıyor. Diğer soruna gelirsek evet, bunaldığım zamanlar oluyor ama bu günün vermiş olduğu yorgunlukla ve gelen sorulara yetişememekle ilgili bir durum.

A.Y. – Peki, öğrencilerin merakla beklediği bir soru. “Sınava nasıl hazırlanmalıyız?”

U.C.A. – Eğitim koçu olan sensin. Buna profesyonelce en iyi sen cevap verirsin.

A.Y. – Peki, şöyle sorayım o zaman. Türkçeye nasıl çalışsınlar?

U.C.A. – Konuşmamızın başında da belirtiğim gibi her aday muhakkak kitap okumalı, tabii bu kitaplar edebi romanlar olmalı. Bunu alışkanlık haline getirmeli. Sözcükte anlam, cümlede anlam ve paragraf sorularında bunun faydasını muhakkak görecekler. Sözel mantık için videolar izlesinler ve izledikleri videolardaki soruları da kendileri birkaç kez çözsün. Dil bilgisine ise konu dershaneye gidenler öğretmenlerinden zaten dinleyip öğreneceklerdir. Dershaneye gitmeyenler ise videolardan, konu anlatımlı kitaplarda konuyu öğrenip o konuyla ilgili soruları çözsünler.

A.Y. – Senin bu konularla ilgili videoların var mı?

U.C.A – sözel mantıkla ilgili konu anlatım ve dilbilgisi, ses bilgisi, yazım kuralları ve noktalama işaretleriyle ilgili youtube’de videolar var ve devamı gelecek. Ayrıca biliyorsun facebookta “DGS’nin Mantığı adlı bir grupta da videolar paylaşıyorum.

A.Y. – Bu sene de devam edecek misi videolara?

U.C.A. – Tabii ki, daha başka projelerim de var ama henüz netleşmedi kafamda.

A.Y. – Kendini bu eğitim sektöründe nerede görüyorsun veya kendini nasıl görüyorsun anlatır mısın?

U.C.A – Sen de çok iyi biliyorsun ki eğitim sektörü çok geniş bir alan. Bu sektörde şu konumdayım veya şöyleyim demeye gerek yok. Beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de olacak tabii, onun için bu konuda bir şey diyemem. “Kendini nasıl görüyorsun?” sorusuna işe şunları söyleyebilirim. Kendimi aslında bir doktora benzetiyorum. Önce hastalığın teşhisini koyuyorum (bu, öğrencinin hangi konuda eksik olduğu), sonra tedavi süreci (bu, öğrenciye eksik olduğu konuyu anlatmak) ve hastaya iyi gelecek bir reçete. (bu, hangi soruları ne kadar çözeceği) Öğrenci bunlara uyarsa hasta kurtulur, ama uymazsa zamanında ilacını almazsa veya eksik alırsa hasta tedavi olamaz.

A.Y. – Güzel benzetme. Son olarak çıkardığın yayınlarla ilgili bilgi verir misin bize?

U.C.A – Biliyorsun ki birçok yayınla gerek yazar olarak gerekse kontrol olarak çalıştım. Ancak koordinatörlüğünü ve yazarlığını yaptığım kitaplar 657 yayınlarından çıkıyor.

A.Y. – Ne tür kitapların çıktı.

U.C.A – KPSS Lisans, önlisans, ALES, DGS, denemeler… ve bu hafta çıkan “Olmazsa Olmaz” adlı kitap

A.Y. – Hocam bu değerli söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

U.C.A – Ben teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim, okuyuculara da sevgilerimi sunuyorum.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN