Kadınlar! Gününüz kutlu olsun

08.03.2019 - 11:26
Yorum Yap
Ruşen Nilay Gürsel

Ruşen Nilay Gürsel

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Her yerde kutlamalar var bugün, günümüze özel. Kadınlar ne yapıyor peki bugün? Günü kutlayanların dışında. Büyük olasılıkla son yıllarda sıkça dillendirilen sıkıntıları eşliğinde işinde gücünde birçoğu. Aldatılanlar, dövülenler, ezilenler, hele de işyerlerinde çalışma ortamlarında. Bir de sokakta. Bir de evde…

Sıkıntılardan çözülenler var mı? Pek de var diyemeyiz. Kadına bakış açısı değişmediği sürece kadına değen gözler azalmadıkça, kadına gelen sözler hafiflemedikçe zor biraz.

İşte bu bakış açısı değişsin diye uğraşan, bu anlamda, bu konuda umut veren insanlar, kurumlar var elbette. İnsana umut verdikleri doğrudur. Ama henüz değişen bir şey yok. Umarım çabalarınız, yazılarınız, illa ki sözleriniz… Umarım yerini bulsun, adreslerine ulaşsın. Bunu canı gönülden isterim. Umutsuzluklarım için kızarsınız belki bana; ama hemen nedenini açıklayım; kadına yönelik şiddette gördüğümüz istatistikler…

Geçtiğimiz haftalarda kadın cinayetlerinin son 3 yıldaki bilançosu Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu tarafından açıklandı. Buna göre 1 Ocak 2016-31 Aralık 2018 arasında üç yılda bin 184 kadın öldürüldü. Bu durumun sebepleri ile ilgili de Feyzioğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Kadın cinayetlerinin yüzde 85’ini kocalar, sevgililer, eski eşler, ayrılmak istedikleri sevgililer ya da ‘ya benim sevgilim olursun ya da ölürsün’ diyen, baktığı kadının onun mülkü olduğunu düşünen ilkel yaratıklar işliyor.” Aynı açıklamada 2016-2018 arasında kadın cinayetlerindeki artış ise yüzde 30,6 olarak belirtildi.

Peki, bu bilgiler eşliğinde aklımıza şunu sormak gelmiyor mu; biz kadınların can güvenliğini, daha fazla ayrımcılığa maruz kalmamamızı, bu tür; yani kendilerince ‘mülk sahibi!’ erkeklerin üzerimizde sürdüğü şiddetten kurtulmamızı kim ya da kimler sağlayacak? Öyle ya kendimizi tehlikede hissediyor ve fiziksel güçsüzlüğümüz nedeniyle de yeterince kendimizi koruyamıyoruz şiddetten.

Tamam, ‘öncelikle kadınlarda bitiyor bu mesele’ klişesi her zaman zaten hakim bakış açısı. Bir anne olarak şiddete meyilli çocuklar yetiştirmemeliler. Erkeklere şiddet göstermeyecekleri yolları açmalılar; Örneğin ‘fazla konuşmamalılar’. Peki, yine de devam ediyorsa şiddet ne yapmalılar, nereye gitmeliler? Şiddetten korunabilmeleri için yeteri kadar kurum var mı mesela.  Aslında her ne yapılırsa yapılsın; ister cezalar arttırılsın, ister ilgililer, ister kurumlar… Ne olursa olsun her şeyden önce kadına bakış açısının değişmesi gerekmiyor mu?

Bu tür yazılar yazdıkça kendim de rahatsız oluyorum aslında. Konuya bakış açısının yeteri kadar geniş tutulmadığını düşünüyorum belki. Her zaman lafa geldi mi hepimiz önce insan demiyor muyuz? Demek ki bunun kadını, erkeği yok aslında. İnsana bakış açısının çarpıklığı ve sevgisizlik işliyor sanki iyiden iyiye son yıllarda. İşte bunu değiştirmek gerekiyor öncelikle. Erkekler kendi aralarında kavga etmiyor mu? Ya kadınlar… Onlar da çatır çatır kavga etmiyor mu yeri geldiğinde…  Yani demem o ki şiddet sadece kadına yönelmiyor, erkeğe de, çocuğa da yöneliyor.  Fiziksel olarak daha güçsüz konumda olan kadına, çocuğa daha çok pay düşüyor şiddetten. İşte bu yüzden öncelikle gücü gücü yetene kafasından sıyrılmamız gerekiyor ve saygı duymayı öğrenmemiz. Kadına, erkeğe, büyüğe, küçüğe, insana, hayvana, bitkiye… Cümle mahlûkata.

Bütün insanlar, öncelikle insan olmaları nedeniyle baş tacı; ama bugün bizim günümüz, bugün şımarma günümüz. Bırakın tadını çıkaralım. Kadınlar! Gününüz kutlu olsun. En kısa zamanda hemcinslerimin istedikleri bütün haklara sahip olduğu, ezilmediği, eğilip bükülmediği bir dünyaya sahip olmak umuduyla…

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN